paranoya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paranoya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2011 Çarşamba

şüphe ne değildir?



şüphe elbette ki, bir elma, bir yoğuşmalı kombi türü değildir. nedir/ne değildir? bilmesek daha mı iyiydi? yoksa bilmek kesinlikle şarttı? ve bu konu da şekil itibariyle şüphelenmekle dallanıp budaklanmaya müsaitti. 





herkes dürüst olsaydı şüphe edilir miydi yine? ya da herkes dürüst olsaydı yine biri çıkar ve yalanı icat eder miydi filmdeki gibi?


dürüstlükten ziyade, şüphe çok acayip bir duygu. gerekli ama gereksiz de bazen. kafasının içinde milyon tilki bulundurup kuyruklarını birbirine değdiren beceriksizler mi yakalanır şüpheye bilmiyorum ama, şüphe duymayan insanlar var sanırım. belki de 'ne gamsız adammış be'ler şüphesiz insanlardır?



şüphe çok şeyi değiştirir. aslında her şeyi değiştiren şüphe midir? şüphedir değil mi? en basitinden doğruluğundan emin olduğunuz birşey artık sizi tatmin etmez, ve kuşkulanırsınız. hop, yeni doğrunuzu arar bulur inanır ya da benimsersiniz.



şüphelenip aşık olanımız da vardır muhakkak? "acaba bana mı? nasıl bakıyo o öyle? ay bi hoş oldum. kime bakıyo o? bana mı? ben mi? oy"



beyni öldürmemek için, hatta bazen zor anlardan -pratiklik kazandıkça tabi- kurtulabilmek için şüphe duymalı sanırım. paranoyaya dönüşmedikçe bir sıkıntı vermez:) beyin gelişiyor sürekli her şeyi ve herkesi sorgulayarak. büyüyor büyüyor. büyüyünce çok büyüdüm biraz küçüleyim deyip kendini kemiriyor. işte tam bu anda saplantılı şüphe, tam anlamıyla kaos yaratıyor: paranoya! ama bunu hissetsek nasıl engelleriz, bilmiyorum. bilen beri gelsin. 







ama şey olabilir, kurtuluş da şüpheyle olabilir. "acaba bu bir paranoya mı? yenilenmeden düşündüğüm şey hep aynı mı?" sorularıyla beraber paranoyadan kurtulabilmek mümkün mü ki? her dal parçası bataklıktan çıkarabilir mi?


neyse geçiyorum bunları. son günlerde şüpheleniyorum sürekli. ondan bundan şundan çoğu şeyden... haklı çıkmak istemediğim şüphelerim olmaya başladı. zaten vardılar ama belirginleştiler. hatta birinin toprağa düşürdüğünden yeni şüpheler filizlendi. umarım saçma sapan bir hale girmem:)



son bulmalarını diliyorum. kemirilmeden, acısız, hızlı bir son diliyorum şüphelerim adına. :)


sevgiler, öpücükler, bir şeyler bir şeyler...

21 Eylül 2011 Çarşamba

e peki o zaman, hoşça kalın!

içten olmayan ve öööööylesine sayılabilecek bir uğurlayış kadar güven sarsıcı birşey daha var mı acaba? birlikte savrulan kahkahalar, sevimli espriler, bazen kızmalar darılmalar gücenmeler, gizliden gizliden arkadaşı sahiplenmeler, nazarlı boncuklar, nazarkovan boncuklar.. moralin karşı tarafın düşündüğünden de yerdeyse ve belli etmemeye çalışıp, yağmurun gelişini ağlayarak kutlamak istiyorsan müsaade isteyip akıl toplamak için gidilen yere konsantre olamadan, tıpış tıpış evine döndüysen,,,,,,,,,,,,, cümlenin asla devamı gelmez. noktalar kadar bitirici olmayan virgüllerle devam eder bu durum. onca virgülün arasında saklanmış minicik minicik soru işaretleri huzursuz eder de eder.

eve gelip düşünürsün seçenek seçenek: 1)fazla şey bekliyorum. 2)benden pek bir şey beklenmiyo. 3)değer verilmesi gereken insanlara değer veriyorum ama biraz fazla kaçırıyorum değer yükleme işlemini. 4)güzelliğin içinde eğretiysen ordan basıp gidersin. doğru seçimdi benimki. 5)güzelliğin içine sıçmamak için ne elimden sakındım ne ayağımdan, hepsiyle tokalaşıp basıp gittim ordan. 6)onları çok seviyorum, sadece bencilin tekiyim. böyle uzar da uzar.. o yüzden ne uğurlu sayım ne de başka birşeyim olan 6 -yazıyla altı- seçeneği yeterli gördüm.


uğurlu sayım demişken, uğurlu birşeyler yaratıp onları sürekli kaybeden ama inatla yeniden ve yeniden batıllarını çoğaltan biriyim. keşke öyle olmasam.. keşke bu kadar çok keşke! demesem açıktan.. 



keşke caydırıcı şeyleri hemen göz ardı edebilsem koşulsuz sevebilmek için insanları.. 
keşke kahve yapsam büyük bir şevk ve huzurla da falım fallansa..
keşke kırmızı burunlu palyaçoma sarılıp sonsuza kadar olmasa bile, unutana kadar bir kaç bir şeyi; uyusam..